21.09.2014-Pazar
  Künye Yayın İlkemiz İletişim  
   
 
Elegance Hotels
Ne feryad edersin divane bülbül… - (Yazar:Ali Fuat BOĞA)
Ne feryad edersin divane bülbül… - 03.04.2010
Ali Fuat BOĞA
Yazara E-mail Gönderebilirsiniz.
 
Çok ama çok önceleri bülbüller şarkılarını yalnız ağaçlar için söylermiş. Yeryüzünün süsü olan çiçeklere şarkı söylemek akıllarının ucuna bile gelmezmiş. Çiçeklerse bu duruma çok üzülürlermiş:
 
”Ah... Ah. Şu güzel sesli, hoş nefesli bülbüller, bir güncük de olsa bizim için şarkı söyleseler ne olur sanki!” diye yakınır dururlarmış.
 
Bülbül bir gün, bir çiçek bahçesinden geçerken, çiçeklerin “cemil cümlesi” kendilerine şarkı söylemesi için bülbüle yalvarmışlar. "Sesini çok seviyoruz, ne olur kırma bizi!" demişler.
Yüzlerce çiçeğe yüzlerce defa kim şarkı söyleyebilir ki... Bülbül de çiçeklerin hepsine şarkı söylemek istememiş ve:
”yarın sabah, erkenden gelirim. İçinizden en çok hanginizi beğenirsem onun için en güzel şarkılarımı söylerim. “ demiş ve uçup gitmiş.
Kendince “havalara” girmiş besbelli… Eeee derler ya, ”her canlı beğenilmekten haz duyar” diye… Bülbül de bir keyiflenmiş, bir keyiflenmiş ki, o gün susmak bilmemiş. O ağaç senin, bu ağaç benim deyip, türküler söylemiş güzel sesiyle…
 
Bülbül gidince kıskançlık bu ya, çiçekler birbirine düşmüş. Herkes kendinin daha güzel olduğunu iddia etmeye başlamış. İlk sümbül girmiş söze…
”İçinizde en güzel ben varım, bülbül güzel şarkılarını benim için söyleyecek!”demiş
Menekşe bu sözlere çok içerlemiş.
”Şaka mı yapıyorsun sen? Benden daha güzel olduğunu nasıl söyleyebilirsin! Şu güzelliğime bir bak! Bülbül şarkısını benim için söyleyecektir.” demiş…
O ana kadar konuşmaları sessiz sedasız dinleyen papatya hafiften bırakarak kendini, rüzgarın esintisine gülmeye başlamış. “Neden gülüyorsun ki” diye, sormuşlar. O da:
”Nedeni mi var canım! Sümbül ile menekşe benden habersiz yaşıyorlar herhalde. Bahçelerin kraliçesiyim ben! Bülbül kesinlikle şarkısını benim için okuyacak! Benim için söyleyecek en güzel şarkısını.” Deyivermiş…
 
Ardından, güzelliğiyle göz kamaştıran kırmızı lale, sevimli mavi küçük mine, misler gibi kokan zambak, çiğdem derken çiçeklerin hepsi başlamış tartışmaya… Tartışmaların arkası kesilmemiş. Hatta ve hatta hakaret derecesine varan sözler söyleyenler olmuş aralarında. Gece geç vakte kadar sürmüş bu tartışma. Sürmüş sürmesine de gül bir köşede durup hiç karışmamış söze. Ağız kavgası yapmamış, arkadaşlarıyla. Yatma vakti gelmiş, arkadaşlarına:"iyi geceler!" deyip uyumuş bir güzelce. Sabah kalkmış, bakmış arkadaşları horul, horul uyuyor. Onları rahatsız etmemiş ve bülbülü beklemiş. Bülbülün gelmesine az bir süre kala, bütün çiçekler uyanmış, ama hepsinin gözünden uyku akıyormuş. Hepsi yorgunmuş, yüzleri solgunmuş. Gül ise zamanında yatıp zamanında kalktığı için bütün güzelliğini muhafaza etmiş…
 
Bülbül gelmiş, çiçekleri selamlamış. Çiçekleri seçmiş, ayırmış, birer birer. Her çiçekte bir kusur bulmuş, ama güle hayran, hayran bakakalmış. Bütün çiçekler bülbüle aşık olmuş; bülbül ise yalnız güle...
En güzel şarkıyı bülbül güle söylemiş. En güzel şarkıyı gül dinlemiş bülbülden.
 
Öyle anlatılır hikaye…
 
Bülbülün, mutluluktan öttüğünü düşünürmüş insanoğlu… Şairler bülbül ve gül üzerine mısralar döküvermişler sayfalara. Güzel sözler söylemişler bülbül üzerine…
Kimsecikler anlamamış halinden aslında…Bilememişler Gül dalına konup neden figan eylediğini…
 
Ve rastgelir Bülbül bir gün kuşların şahı Şahin’e… Padişahın sarayında av partileri için “el bebek, gül bebek” şımartılan Şahin, bahçeye çıkmışken güneşlenmeye!...
Bahçenin bir köşesinde çalılıklar içerisinde dolanan bülbül, yanıbaşına konuveren Şahin’e bakar… İmrenir Şahin’in görüntüsüne… Ve der ki :
“İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır, muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem. Diken arasında muratsız ağlarım, yüreğimi dağlarım.”
 
Şahin şöyle cevap vermiş…
”Ben bin murat alırım ama birini söylemem. Sen bir murat almadan bin söylersin. Susan murat alır, öten muratsız kalır”…
 
Ve garip bülbül, gün gelir Ozanların diline düşer…
“Ne feryad edersin divane bülbül
Senin bu feryadın Gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Huzuru mahşere divana kalsın.”…
 

Yazara ait diğer yazılar:
 
Beyaz Konak Evleri
 
Aktuel
 
Dora Beach
 
National Geographic en iyileri seçti II
National Geographic en iyileri seçti
Dünyanın en iyi fotografları
Mutluluğun fotografı
Integro
 
Şiir / Edebiyat Köşesi
KÖŞE YAZARLARIMIZ
Erol UYSAL

İçimden yazmak gelmiyor
Prof. Dr. Metin KOZAK

Turizm ve İnşaat Sektörleri: Var mıdır Birbirinden Farkı?...
Fahri TAN

Rekabet Üzerine
Gündoğdu YILDIRIM

Dilim varmıyor
Pınar Kalkan ÇAMLAR

Dernekçiliğin anlamı ...
Irem BRAY

Bir soru bir cevap serisi
Gönül GÖRGÜLÜ

Geleceğimizi Belirleyecek Faktörler
Serkan GÜZEL

Yine de seveceğiz seni
Meral LEVENT

İki Erkek Bir Kadın
Prof.Dr. Levent Seçer

Sözün bittiği yer...
Ö. Cahit SARIBEY

Bunları kim denetler ?
Şadan GÜRSEL

Medeniyet
Bora AYYILDIZ

Ben Kapitalizm!
İsmail ÇAMDAL

Çocuk Esirgeme Kurumları ve Huzur Evleri
 
tatilbizde.com
 
Aslı Hotel
 
Elegance Hotels
 
aktuel
 
Kartaca Tour
 
 | Ana Sayfa |  Marmaris |  Turizm |  Bölgesel |  Haberler |  Spor |  Kültür / Sanat |  Magazin |  Sağlık | 


Copyright © 2007-2014 Tüm hakları saklıdır.
AKTUEL TURIZM TANITIM