Şu dönemde iyiden iyiye gündemimizi meşgul eden TÜRK-KÜRT sorunu ile ilgili bir konuyu işleyeceğim bu kez.
Evet, gündemi meşgul etmeyecek gibi değil, fakat bir gün bu konuyu kaleme alacağımı düşünmemiştim. Çünkü bu konuda en tarafsız kişilerden biri de bendim. O kadar Kürt arkadaşım, dostum var ki! Kürt dediysem; evet doğu kökenli, orada doğmuş, büyümüş, fakat Kürt’üm değil Türk’üm diyen, Kürt’leri ayrı bir Cumhuriyet görmeyen, kendilerini etkin kökenlerini ön plana çıkararak değil, kendilerine verilmiş en büyük hak olan” bu güzel ülkenin, Türkiye’nin vatandaşı olmaktan gurur duyan, ırkçılık yapmayan arkadaşlarım”.
Fakat gelin görün ki bunlardan biri beni hayal kırıklığına uğratan 9 yıllık kankam tabir edebileceğim ve ailece görüştüğümüz arkadaşım.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı arifesinde diğer önemli günler gibi birkaç gün önceden astım Şanlı Türk Bayrağımızı balkonuma en büyüğünden. Bana göre durabildiği kadar balkonlarımızdan, iş yerlerimizden eksik edilmemesi ve kaldırılmaması gerekiyor hele şu son dönemde.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramında güzel İzmir’imle bir kez daha gurur duydum ve İzmirli olup da burada yaşadığım için kendimi bir kez daha çok şanslı hissettim. 29 Ekim sabahı bu çok samimi arkadaşım beni almaya geldi evimden, arabaya bindiğimde suratından düşen bin parçaydı. Ne olduğunu sordum. Eğilerek benim balkona baktı sinirli bir şekilde “ne o evde sünnet mi? yoksa düğün mü var? diye sordu alaycı bir şekilde.
Nasıl yani dedim?
O da daha büyüğü yok muydu, dedi aynı alaycı tavırla.
Artık sinirlenmeye başladım bende. Meğerse tüm derdi, siniri, alaycı tavrı benim balkonumdaki Türk Bayrağı ile ilintiliymiş. Dondum, kekeledim, nasıl bir tavırdır bu demekten alamadım kendimi. Haddini aştı ve bayrağı oradan indir dedi.
Şaka gibi; bu son hadsizliği bardağı taşıran son damla oldu tabi. Bunu istemesinin sebebini de “Kürt olduğum için olabilir mi dediğinde ise başımdan kaynar sular indi, şok üstüne şok yaşıyordum yıllardır dostum dediğim insan için. Bu sözün üzerine söyleyecek bir söz kalmamıştı benim için artık. Ve arabayı durdurmasını isteyerek, tabii ki tartışmalı şekilde indim arabadan. O günden beri görmüyorum kendisini, açıkçası görmek de istemiyorum. Bu düşüncedeki insan değil benim arkadaşım, isterse öz kardeşim olsun fark etmez. Hak isteyen, hukuk isteyen, önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına ve altında yaşadığı Şanlı Türk Bayrağına saygı gösterecek. Ülkesine katkıda bulunacak, insan gibi davranacak, yakmayacak, yıkmayacak.
Kısacası; TERÖRİST ile arasındaki farkı bizzat kendisi ortaya koyacak. Bu güzel ülkenin insanlarıyla özleşecek, kendini inandıracak. Çünkü; bu canım ülke insanları herkese yer, yaşam hakkı, hak-hukuk vermekten başka ne yaptı? Bu ülke hepimizin ve başka yok!!!
|